Pilon, Fransızca’ da havan anlamına gelen ve ezme veya dövme için kullanılan bir alete verilen bir isimdir. Pilon teriminin ortopedik literatürde ilk kez kaydedilen kullanımı 1911 yılında Étienne Destot tarafından gerçekleştirildi. Pilon kırıkları tibia kırılarının yaklaşık% 7’sini oluşturmaktadır. Distal tibiadaki pilon kırıkları, düşük enerjiden yüksek enerjiye kadar değişen aksiyel kuvvetlerden kaynaklanır ve bir dizi eklem ve metafiz yaralanması üretir. Bu kırıklar, distal tibial eklem yüzeyinin kubbesinden bitişik metafizin içine kadar uzanır. Fibula hasar almış yada almamış olabilir. Kırık yönetimindeki gelişmelere rağmen, bu kırıklar, özellikle yumuşak doku hasarıyla ilişkili olduğunda, baş etmek çok zor olabilir. Bu kırıkları tedavi etmek için çeşitli seçenekler mevcut olmasına rağmen, kesin cerrahinin zamanlaması yumuşak dokuların durumuna göre çok önemlidir. Sahadaki yeni gelişmeler daha iyi sonuçlara vermeye devam etmektedir. Pilon kırıklarının tedavisi son yüzyılda gelişmiştir. Konservatif tedavi yöntemleri implantlar kullanılabilir hale geldiğinden bu yana cerrahi müdahale için yeni kapılar açmış, ancak zamanla görülen yetersiz sonuçlarla sadece fibulanın immobilizasyonuna veya internal fiksasyona geçişe neden olmuştur. Bununla birlikte, ameliyat sonrası tedavi sonrası sonuçlar zayıf kalmaya devam etmektedir.

1959’da Jergesen, ciddi tibial pilon kırıklarının açık redüksiyon ve stabilizasyonunun imkansız olduğunu belirtti. 1960’ların başında, Osteosentez Derneği / Ortopedik Travma Derneği, açık redüksiyon ve anatomik ve rijid internal fiksasyona yol açan eklem içi distal tibial kırıkların tedavisi için genel talimatlar geliştirdi. Bu ilkeler, düşük enerjili yaralanmalar için kullanıldığında iyi sonuçlar alındı. Bununla birlikte, aynı ilkeler yüksek enerji yaralanmalarını düzeltmek için kullanıldığında, yumuşak doku komplikasyonları yüzünden sonuçların zayıf olduğu görülmüştür. Yıllar geçtikçe, yumuşak dokuların önemi ve düşük ve yüksek enerjili yaralanmaların arasındaki farklar daha iyi anlaşılmıştır. Minimal invaziv iç fiksasyon implantları gibi daha ileri cerrahi seçeneklerin bulunması ile birlikte ilerlemeye devam eden daha yeni tedavi konseptlerinin geliştirilmesine yol açmıştır.

Distal tibia ve fibula, ligamentler ve kapsül ile birlikte, ayak bileği yuvasının formunu oluşturmasına yardımcı olur. Fibula veya tibianın uzunluğu, ekseni veya rotasyonu üzerinde herhangi bir bozulma, uyumsuz bir ayak bileği eklemine neden olabilir. Distal tibianın lateral görünümü, fibulanın eklemlendiği üçgen yapıyı oluşturur. İnterosseöz, anterior ve posterior tibiofibular ligamentler bu kemikleri birbirine bağlar. Bağlar çoğunlukla tibia kırıklarında bulundukları yerden ayrılır ve kopar, örneğin Chaput fragmanı olarak anılan anterolateral fragman ve Wagstaffe fragmanı olarak adlandırılan posterior malleoler fragman bu tür vakalardandır. Distal bacaktaki kan ihtiyacı ve temini, posterior tibial, peroneal ve dorsalis pedis arterlerinden çıkan yollar tarafından sağlanır. Büyük safenöz damar, medial malleoldan önündeki safenöz sinir ile birlikte dolaşır. Küçük safenöz damar, posteriordan lateral malleole geçer. Venöz sistemin bozulması, daha sonra kronik venöz staz oluşturabilir.

Kategoriler
Ortopedi ve Travma HastalıklarıTravma - Ortopedi

Cevapla

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.